TESKOMB DERGİ

T E S K O M B   D E R G İ

EYLÜL
2006
 
    TESKOMB ANASAYFA   |   DERGİ ANASAYFA  |   İLETİŞİM   |    ARŞİV 
içindekiler
Editörden
Başyazı
** Türkiye'den ve dünyadan kısa kısa...
** Ramazan'da TESKOMB'un İftar Konukları
** Ramazan'da TESKOMB Halk Bankasının İftar Konuğuydu
** TESKOMB AK Parti Milletvekillerini Ağırladı
** TESKOMB Yozgatlı Dernekler Federasyonu ve Ankara Bölge Birliğini Ağırladı
** TESKOMB Genel Başkanı A.Kadir AKGÜL Kırşehir'de AHİLİK KAFTANI giydi
** Makale / Zülfikar Doğan : Allah'ın askerleri ile devirden devire
** EKONOMİ / Yabancı Yatırımcıdan Türkiye'ye ilgi
** Makale / Veli Özdemir : Siyasetin süpriz gündemi TEZKERE
** Gündem / Gazilerimizi Şükranla Anıyoruz
** Makale / Salih Çetinkaya : Gaziler Günü
** Gündem / RAMAZAN
** Makale / Hakan Yüksek : Esnaf sanatkar ve KOBİ'ler açısından BASEL-2 uygulamaları
** Makale / Adnan Akgünel : 5 Yıldızlı Dram 30 Dolara her şey dahil!
** Gündem / 11 Eylülün Ardından
** Makale / Metin Özkan : Buradan Bakınca
** Esnaf Köşesi / Bir Baston Ustası : Tuncay Usta
** Gazi / Fatih'in Çeşm-i Cihanı AMASRA
** Nostalji / Gülsemin Şahin : Limoncu Dede
** Esnaf Hikayeleri / Fehmi Çalmuk : Oğlum Baba!
** Eğlence / Değişen Sizin Kalbiniz
** Pratik Bilgiler / Usülsüzlük Cezalarına Ait Cetvel
** Sağlık / İlk Yardım Hayat Kurtarır
** Basında TESKOMB
** Atatürk Köşesi
** Şiir / Hüseyin Akpınar : Unutma

MAKALE

Zülfikar Doğan
Gazeteci-Yazar-Yorumcu

ALLAH’IN ASKELERİ İLE DEVİRDEN DEVİRE
DEVREDEN DEVREDENE ...

Her yıl, Ağustos ayı Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emir-komuta zincirinde “devir-teslim” ayıdır. Ağustos ayının son haftası aynı zamanda “Zafer Haftası” olarak kutlanır. Sakarya Meydan Muhaberesi ile başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşımızın işgalcilere karşı son hamlesi, Büyük Taarruz ile “taçlanır-şahlanır” ve nihai noktasına ulaşır.

30 Ağustos, Büyük Taarruz sonrasında 9 Eylül'de “düşmanın Akdeniz'e (Ege'ye) dökülmesi” ile son bulur, Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti' başı dik, alnı açık tarihe imzasını atar. Zaten Büyük Taarruz güzergâhı üzerindeki illerin-ilçelerin-köy ve beldelerin “işgalden kurtuluş ve özgürlüğe kavuşuş” tarihlerine, günlerine bakarsanız, Ağustos-Eylül ayları içerisindeki tarihlere art arda dağılmış, sıralanmıştır. Doğu ve Güney'deki, Güneydoğu'daki illerin-ilçelerin Fransız ve İtalyan işgalinden kurtuluşları ile o cephelerde Adana, Osmaniye, Antep, Maraş, Urfa, Antakya-Hatay'ın kurtuluşları, her birisi ayrı bir muharebedir.

 

Allah'ın askerleri

Batıda genç Cumhuriyet'in yeni oluşturulmuş düzenli ordusu Kuvay-i Milliye yanında, Güney-Güneydoğu'da şehirler, kendi kahramanlarının önderliğinde kendi halk direnişleri ile düşmanı ezmiş, Mustafa Kemal'in askerlerinin ya da halk arasındaki deyişle “Allah'ın Askerleri'nin” de yetişmesiyle kendi kurtuluş destanlarını yazmışlardır.

Maraş'ta Sütçü İmam, Antep'te Kara Yılan halk kahramanları, “Toplanın Ey Ehli Vatan!” nidalarının, haykırışlarının sahibi, önderidir. O yüzden bu “Milletin Meclisi” bazı illerini İstiklal Madalyası ile şereflendirip, isimlerine “onur” unvanları eklemiştir.

Kahramanmaraş... Gaziantep... Şanlıurfa...

Bir de her ne kadar dilimizde “eski dost düşman olmaz” sözü olsa da bunu “eski düşmandan, dost olmaz” diye de çevirebiliriz. AB üyeliği için girdiğimiz yolda, bir zaman ülkemizi işgal edenlerle, savaşıp topraklarımızdan kovduklarımızla bugün aynı “AB Bayrağı” altında olmak durumundayız.

O zaman da illerin, Yunan, İtalyan, Fransız ve “Payitaht'ın, yani İstanbul'un” İngiliz işgalinden kurtuluşunu kutlamanın, temsili kurtuluş törenleri yapmanın coşkusunu yaşarken duygularımızı gözden geçirmek durumundayız.

Bakmayın siz bugün Doğu ve Güneydoğu'da olanlara-yaşananlara. O zaman da yine bu madalyalı illerde ve İzmir'de, İstanbul'da, diğer yörelerde işgalcilerle işbirliği yapan, onların gölgesine-himmetine sığınanlar oldu. Onlar da bunları, silahlandırıp, kendi ordusuna, halkına, ülkesine, insanlarına karşı kullandı. Şimdi de yine aynı tezgahlar, oyunlar var. Bu oyunların arkasında hangi “eski dost, ya da eski düşman yeni dost, veya ilelebet düşman-dost”ların olduğu aşikârdır. Bundan sonra da olacaktır. Mühim olan, olanların ve oyunların farkında olmaktır.

 

Devir törenlerinin söyledikleri...

Yazının girizgâhında dediğim gibi, Ağustos ayının son haftasında Zafer Haftası kutlamaları ile birlikte komuta kademesinde görev devir teslimleri, törenler yapılır. Devrederken ve devralırken yapılan nutuklar mühimdir. İçeriye-dışarıya, siyasi ve askeri mesajlar verilir.

Kara Kuvvetleri, Genelkurmay devir teslimlerinde bu yıl yapılan konuşmaların içeriğinde de bazı noktalar dikkat çekicidir. Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan (KKK) Genelkurmay Başkanlığı'na atanan Orgeneral Yaşar Büyükanıt, TSK'yı yıpratmaya yönelik çabaların hesabının sorulacağını söylerken, görevi devrettiği yeni KKK Orgeneral İlker Başbuğ ise “Türk Silahlı Kuvvetlerinin Anayasal yetkileri çerçevesinde laik, üniter, demokratik yapıya yönelik olası müdahaleler karşısında, TSK'nın uyarılarını yapacağını, gerektiğinde bu konudaki görüşlerini kamuoyu ile de paylaşacağını” söyledi.

İki komutanın konuşmalarındaki mesajlar, önümüzdeki dönemde TSK'nın terörle mücadele yanında, diğer tehdit alanlarında da (irtica, bölücülük vb.) TSK İç Hizmet Yasası'nın öngördüğü çerçevede “iç tehdit” değerlendirmeleri uyarınca aktif bazı girişimlerin olacağını işaret etmektedir. Bu da önümüzdeki dönemin, bazı sıcak tartışma ve gelişmelerinin işareti olarak görülmelidir. Cumhurbaşkanlığı seçimi de göz önünde tutulduğunda siyasi alana da bazı yansımaların olacağı değerlendirilmelidir.

Tabii ki devir teslim törenleri ve sonrasındaki mesajların daha kapsamlı içerik analizleri yapılması mümkün ve gereklidir. Ancak TESKOMB dergisinin bir mesleki ve kurumsal yayın olması noktasında değerlendirmelerimi burada bırakıyorum.

 

Devreden devredene.... Halkbank... Enerji...

Ağustos ayı devir-teslim ayı. Sadece askeriyede değil, ekonomide de...

Esnafın Cumhuriyet'le kurulan bankası Halkbank'ın “blok satışı” konusunda, nihai karar açıklandı, ihale süreci başlatıldı. 20'nin üzerinde yerli ve ağırlıkla yabancı banka ilgisini açıkladı. Bu ay (eylül) özelleştirme idaresi ilgilenen bankalarla bir araya gelerek, görüş ve önerilerini alacak, ona göre de ihale yöntemi belirlenecek.

Büyük ihtimalle de ihale sonunda (Türkiye'de tek başına Halkbank'ı alabilecek parası olan, o büyüklükte yerli banka-grup olmadığı için) Halkbank bir yabancı bankaya “blok olarak” satılacak. Yabancı banka, yanına yüzde 3-5 pay vereceği bir yerli bankayı ya da ülkenin tanınmış bir sınai-ticari grubunu alacak. Ama söyleyeyim bu göstermelik olacak.

TESKOMB Başkanı Sayın A. Kadir Akgül, Halkbank özelleştirmesinde esnafın hakkının korunacağı, yönetimde temsil imkanı sağlanacağı, esnafa yönelik uygulamaların, kredi imkanlarının sürdürüleceği yönünde başta Devlet Bakanı Ali Babacan olmak üzere hükümetin söz ve güvence verdiğini açıkladı. Ancak bu açıklamaya bir yanıt ya da teyit gelmedi.

Ziraat ve Halkbank'ın satışı, Vakıfbank'ın elden çıkartılması konusunda IMF'ye verilen sözler için adım atılıyor olsa da bence bir kez daha bu kararlar gözden geçirilmeli. Türkiye, en azından 2-3 kamu ağırlıklı ve ulusal bankayı muhafaza etmeli. Halkbank da bunlardan biri olmalı. Esnaf, kamu, Hazine ortaklığında kalmalı. Gerekirse yüzde 50'ye kadar halka açılmalı, hisseleri satılmalı ama misyonunu ve işlevini sürdürecek şekilde yönetim ağırlığı kamuda ve esnafta olmalı. Dünyadaki bütün örneklerinde; Avusturya, Almanya, İspanya ve diğer ülkelerde halk bankaları, esnaf bankaları, kamu bankaları dururken, Türkiye sonradan pişman olacağı bir yanlışı yapmamalı.

Aynı şekilde enerjide de elektrik dağıtım şebekelerinin “devir” ve satışı kararı alındı. İşte enerji özelleştirmelerinde yapılan hatalar, yanlışlar Haziran ayında “özel sektör santrallerinin topluca şalter indirmesi, elektrik üretimini kesmesi, Ege ve Marmara'da 13 ili karanlığa mahkum etmesi” ile görüldü.

O yüzden yıllardır “stratejik” alanlarda (bankacılık, finans, enerji, iletişim-telekom) hatta eğitim ve sağlıkta özelleştirmeye giderken, bu alanlardan devleti çekip, özel sektörü devreye sokarken, çok uzun vadeli bakmak, hesabı iyi yapmak gerektiğini savundum. Gelinen noktaya bakınca haklı çıktığımı görmekten ne yazık ki mutlu olamadım, üzüldüm.

 





TESKOMB©2004