TESKOMB DERGİ

T E S K O M B   D E R G İ

EYLÜL
2006
 
    TESKOMB ANASAYFA   |   DERGİ ANASAYFA  |   İLETİŞİM   |    ARŞİV 
içindekiler
Editörden
Başyazı
** Türkiye'den ve dünyadan kısa kısa...
** Ramazan'da TESKOMB'un İftar Konukları
** Ramazan'da TESKOMB Halk Bankasının İftar Konuğuydu
** TESKOMB AK Parti Milletvekillerini Ağırladı
** TESKOMB Yozgatlı Dernekler Federasyonu ve Ankara Bölge Birliğini Ağırladı
** TESKOMB Genel Başkanı A.Kadir AKGÜL Kırşehir'de AHİLİK KAFTANI giydi
** Makale / Zülfikar Doğan : Allah'ın askerleri ile devirden devire
** EKONOMİ / Yabancı Yatırımcıdan Türkiye'ye ilgi
** Makale / Veli Özdemir : Siyasetin süpriz gündemi TEZKERE
** Gündem / Gazilerimizi Şükranla Anıyoruz
** Makale / Salih Çetinkaya : Gaziler Günü
** Gündem / RAMAZAN
** Makale / Hakan Yüksek : Esnaf sanatkar ve KOBİ'ler açısından BASEL-2 uygulamaları
** Makale / Adnan Akgünel : 5 Yıldızlı Dram 30 Dolara her şey dahil!
** Gündem / 11 Eylülün Ardından
** Makale / Metin Özkan : Buradan Bakınca
** Esnaf Köşesi / Bir Baston Ustası : Tuncay Usta
** Gazi / Fatih'in Çeşm-i Cihanı AMASRA
** Nostalji / Gülsemin Şahin : Limoncu Dede
** Esnaf Hikayeleri / Fehmi Çalmuk : Oğlum Baba!
** Eğlence / Değişen Sizin Kalbiniz
** Pratik Bilgiler / Usülsüzlük Cezalarına Ait Cetvel
** Sağlık / İlk Yardım Hayat Kurtarır
** Basında TESKOMB
** Atatürk Köşesi
** Şiir / Hüseyin Akpınar : Unutma

GÜNDEM



11 EYLÜL’ ÜN ARDINDAN

 

11 Eylül 2001'de ABD'ye yapılan  terör saldırıları tüm dünyada şok etkisi yarattı. Dünya dengelerini yerinden oynatan saldırıların üstünden  5 yıl geçti. Fakat dünya hâlâ şu soruya yanıt arıyor: Amerika tüm dünyaya “barış” getirmek için daha kaç “savaş” yapacak?

 

Bundan tam 5 yıl önce… Dünya, Amerika'da meydana gelen 11 Eylül saldırısı ile sarsıldı. Manhattan'ın güneyindeki Dünya Ticaret Merkezi'nin İkiz Kuleleri'ne ve Amerikan Savunma Bakanlığına (Pentagon) yolcu uçaklarıyla yapılan saldırılar, Amerikan ve dünya kamuoyunda şok etkisi yarattı. Bir terör saldırısı, üstelik dünyanın en güçlü ve en iyi korunan ülkesine, üstelik ticaret merkezine ve askeri bir birime…

Bu, apaçık bir meydan okuma olarak yorumlandı. Dünyanın süper gücü Amerika, bu meydan okumaya elbette ki duyarsız kalamazdı. Saldırılar, ABD'nin Ortadoğu başta olmak üzere dünya politikasını değiştirmesinin de milâdı oldu. Bir numaralı önceliği 'güvenliğe' veren Bush yönetimi, bu yüzden son beş yılda Ortadoğu'da iki ülkeyi işgal etti. Beyaz Saray'ın izlediği 'savaş yanlısı' politika, tüm dünyada tepkilere yol açtı.

 

Ya bizdensiniz, ya onlardan”

Saldırıların hemen ardından ABD Başkanı George Bush'un yaptığı açıklamalar hâlâ akıllarda. Terör eylemlerini lanetleyen Bush, tüm ülkeleri teröre karşı sert tedbirler almaya, Amerika'yla birlikte hareket etmeye davet ederken, bu çağrısına uymayan ülkelere aynen şöyle seslendi: “Ya bizdensiniz, ya onlardan.”

Bush yönetimi böylece bundan sonra izleyeceği terör politikasına da şekil vermiş oluyordu. Amerika, “özgürlük savaşçısı”, yanında yer almayanlar ise terör yanlısı konumuna sokulmuştu bile.

Özgürlük savaşçısı” Amerika, çok geçmeden tüm dünyayı “barışa” kavuşturacak “savaş”lara başladı. ABD'nin yürüttüğü 'terör operasyonları', Afganistan'da Taliban, Irak'ta da Baas rejimine son verilmesinin yolunu açtı. Amerika, önce 2001'de İngiltere ile birlikte Afganistan'da saklandığına inanılan, 11 Eylül'ün arkasında olduğu iddia edilen Usame Bin Ladin ve lideri olduğu El Kaide örgütü ile Taliban rejimine karşı askeri bir operasyon başlattı. Amerika ne Usame Bin Ladin'i yakalayabildi ne de El Kaide'yi çökertebildi ancak, Afganistan bahanesiyle, Özbekistan ve Kırgızistan gibi Orta Asya Cumhuriyetlerinde üsler kurarak, bu stratejik bölgeye bir daha çıkmamak üzere yerleşti.

Amerika'nın ikinci bir operasyonla hedeflediği ülke ise Irak'tı. Kitle imha silahı bulundurduğu gerekçesi ile Irak'a  savaş açan ve bu iddiasını hâlâ kanıtlayamayan Amerika, Fransa ve Almanya gibi dünya politikasında önemli rol üstlenen ülkelerin tam desteğini alamasa da en büyük işbirlikçisi İngiltere ile 2003 yılında Irak'a operasyon başlattı. Bu süreçte, Ortadoğu politikasının en önemli isimlerinden biri olan Saddam Hüseyin yakalandı, baştaki hükümet devrildi ve Irak “kontrol  altına” alındı. Tüm bu operasyonların ardından elde edilen “başarı”nın sonucu ise binlerce ölü, yaralı ve işgale direnen bir Irak oldu.

 

ABD, Irak bataklığına saplandı

Irak'a özgürlük getireceği vaadi ile giren ABD, şimdi Irak'tan çıkamıyor. ABD, savaşın 1 Mayıs 2003'te resmen sona erdiğini duyurdu fakat savaşın sonu, bir anlamda ABD'nin Irak kaosunun da başlangıcı oldu. Ülkede hemen hemen her gün bombalar patlıyor, Amerikan ve Irak güvenlik birimlerine karşı saldırılar gerçekleştiriliyor, etnik grupların çatışması ise dinmiyor.

11 Eylül'de terör eylemleri ile sarsılan Amerikan halkı, başından beri Bush yönetiminin yanında yer aldı. Fakat Irak operasyonunda hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısı gün geçtikçe artıyor. Bush yönetimi, bu durumun üstünü cenazeleri sessiz sedasız kaldırmakla, basına bilgi vermemekle kapatmaya çalışsa da çocuklarını savaşa gönderen Amerikan halkı, bu acıların üstünü kolay kolay kapamayacak gibi. Irak'tan dönen tabutlar arttıkça halk,  Amerikan'ın Irak politikasını yeniden sorgulamaya başladı. Üstelik tek neden bu da değil. Bush yönetiminin Irak operasyonunda kan kaybetmesinin diğer nedenleri arasında Amerika'nın Irak'tan hâlâ çıkamaması, Iraklı sivillerin ölümü, gittikçe artan savaş harcamaları ve dünyada Amerikan karşıtlığının giderek artması yer alıyor. Görünen o ki Amerika, hem iç politikasında hem de dış politikasında tam bir bataklığa saplanmış durumda.

 

Özgürlük mü, o da ne?

11 Eylül'ün bir başka boyutu da terörün, özgürlüklerin kısıtlanması ve hakların ihlali için arkasına sığınılacak iyi bir gerekçe haline gelmesi. Amerikan askerlerinin Iraklı esirlere yaptığı muameleler, işkence görüntüleri hafızalardan silinmedi ve silinecek gibi de değil. Iraklı ve Afganistanlı esirlerin kapatıldığı ve işkence iddialarının eksik olmadığı Küba'daki Guantonama esir kampında kaç kişinin, ne gerekçe ile tutulduğu, burada neler olup bittiği hakkında da kimsenin net bir bilgisi yok. Fakat basına sızan elleri kelepçeli, başlarına çuval geçirilmiş, tel örgüler arkasındaki insan görüntüleri, bu insanların burada hangi koşullar altında yaşadığına dair ipuçları veriyor.

Özgürlüklerin kısıtlanmasının bir başka örneği de Müslümanlar başta olmak üzere  yabancı uyruklulara “potansiyel suçlu” gözü ile bakmaya başlanması. Amerikan yönetiminin ve halkının milliyetçiliği körükleyen bu bakışı, aynı zamanda  terörü İslam’la özdeşleştiren bir niteliğe sahip. Bush yönetimi İslam'a değil, teröre karşı olduğunu dile getiriyor ama İslam fobisinden de kurtulamadığı kesin. Saldırıların ardından Amerika'da yaşayan pek çok Müslüman'ın çeşitli gerekçelerle göz altına alınması ve ülkeye girişlerinde gördükleri muameleler bunun en büyük ispatı. 11 Eylül'ün ardından pek çok devlet, yabancılarla ilgili ve onların özgürlüklerini kısıtlayan yasaları hayata geçirdi.

 

Sırada kim var?

11 Eylül'ün ardından birçok komplo teorisi üretildi, pek çok yorum yapıldı. Saldırıların ardında aslında Amerika'nın olduğu ve bu yolla dünya politikasını yeniden şekillendirme planlarını hayata geçireceği söylendi. Çünkü Amerika'nın elinde artık terör gibi haklı bir gerekçe vardı ve bu gerekçe ile Ortadoğu gibi stratejik ve   petrol zengini bir bölgeye doğrudan müdahalede bulunup bölgede hakimiyet sağlayabilirdi. Tüm bu teorilerin gerçeklik payı nedir bilinmez ama Amerika, önce Afganistan'da ardından da Irak'ta kısmi bir hakimiyet sağladı,  üstelik savaş gerekçesi olarak öne sürdüğü  iddiaların hiç birini kanıtlayamamasına rağmen. Şimdi akıllardaki soru şu: 11 Eylül'ün ardından daha da saldırgan bir tutum içine  giren Amerika tüm dünyaya “barış” getirmek için daha kaç “savaş” yapacak?




TESKOMB©2004