TESKOMB DERGİ

T E S K O M B   D E R G İ

EKİM
2006
 
    TESKOMB ANASAYFA   |   DERGİ ANASAYFA  |   İLETİŞİM   |    ARŞİV 
içindekiler
Editörden
Başyazı
** Dünyadan ve Türkiye'den Kısa Kısa...
** Ekonomi / Türkiye Ekonomisi 2007'ye Hazırlanıyor
** Röportaj / Esnafın Gözünden Türkiye Gündemi
** Makale / Zülfikar Doğan : Mevsim Son Bahar ama...Ya siyaset
** Seminer / Azerbaycan'da Uluslararası Bir Seminer Yapıldı
** Makale / Veli Özdemir : Sezer'in konuşması ve son mesajı
** Gündem / 19. Ahilik Kültürü Haftası ve 42. Esnaf Bayramı Kutlandı
** Makale / Metin Özkan : Dostlarım dünyada DOST yoktur...
** Gündem / Cumhuriyetimiz 83 Yaşında
** İnceleme / Kış Turizmi Umut Vaad Ediyor
** Makale / Cengiz Ergen : T.C.K'nda belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma
** Makale / Adnan Akgünel : ABD'ye olumsuz bakan Türkler AB'ye de inanmıyor
** Makale / Bahri Şarlı : İletişim
** Gündem / Cumhuriyetin başkenti ANKARA
** Esnaf Köşesi / El emeği göz nuruTESPİHLER
** Gezi / Yedigöller , Abant
** Nostalji / Gülsemin Şahin : Hayat Bir Kapan
Esnaf Hikayeleri / Fehmi Çalmuk : Ateşin İkiz Kardeşidir Cam Ustası
** Pratik Bilgiler / Vergi Tahsilatı Yetkisine sahip Bankalar
** Sağlık / Ne Yesek yarıyor
** Eğlence / O, Fatih'in esnafı ..! , Çınar Ağacı
** Atatürk Köşesi / Kadın
** Şiir / Hüseyin Akpınar : Her Nefesle

MAKALE



Cengiz Ergen
Genel Başkan Başdanışmanı

 

TÜRK CEZA HUKUKUNDA
BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA

 

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesi gereğince; belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu söz konusu değildir. Bu hak yoksunluğu süresiz olmayıp, mahkum olunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam etmesi öngörülmüştür.

 

1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde şöyle düzenleme yapılmıştır.

Madde 53 - (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak;

a)            Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,

b)            Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan,

c)            Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,

d)            Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,

e)            Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,

 yoksun bırakılır.

(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.

(3) Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.

(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkumiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adli para cezasına mahkumiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar.

(6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.”

1926 tarih ve 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu arasındaki önemli fark; belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğunun yeni Türk Ceza Kanunu'nda söz konusu olmamasıdır.

765 sayılı önceki Türk Ceza Kanunu'nda ceza mahkumiyetinin neticesi olarak beş seneden fazla ağır hapse mahkumiyet durumunda müebbeden “ömür boyu” ve üç seneden beş seneye kadar ağır hapse mahkumiyette ise üç aydan üç yıla kadar kamu hizmetlerinden yasaklanma cezası uygulanıyordu.

Bunun dışında ayrıca ceza mahkumiyetinden kaynaklanan diğer nevi hakları kullanmaktan yasaklama cezası da vardı.

Örnek olarak; görevine girmeyen ve yapılması veya yapılmaması hususunda yetkili olmadığı bir işi yapacağı kanaatini uyandırarak menfaat sağlayan memura bir yıldan beş yıla kadar hapis ve iki milyon liradan beş milyon liraya kadar ağır para cezası ve aynı zamanda memuriyetten müebbeten “ömür boyu” mahrumiyet cezası veriliyordu. Burada ki temel cezanın ağır hapis cezası olmamasına karşılık kamu hizmetlerinden yasaklanmaya göre daha dar kapsamlı sayılabilen fer'i ceza özelliğindeki memuriyetten ömür boyu yasaklanma cezasına hükmolunuyordu. Yine önceki Türk Ceza Kanunu'na göre, görevi kötüye kullanma suçundan tayin olunan hürriyeti bağlayıcı ceza ağır hapis cezası olmamasına, hapis cezası olarak belirlenmesine rağmen hapis cezasına ilave olarak ayrıca, memuriyetten süreli veya temelli olarak yoksun kılınma cezası da veriliyordu.

Kamu hizmetlerinden ömür boyu “müebbeten” yasaklanma ve ceza mahkumiyetinden meydana gelmiş diğer nevi hak yoksunluğu cezaları yasaklanmış “memnu” hakların iadesi yoluyla giderilebiliyordu. Bunun için mahkumun oturduğu yerin bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesi yetkili merciydi.

Ceza şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya bağlı olduğu halde buna mahkum olan ve işlemiş olduğu cürümden dolayı pişmanlık duyduğunu ihsas edecek surette iyi hali görülen kimse, asıl cezasını çektiği veya ceza af ile ortadan kalktığı tarihten itibaren üç ve zamanaşımı ile düşmüş olduğu surette düştüğü tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra yasaklanmış hakların iadesini isteyebiliyordu.

Eğer bu mahrumiyet ve iskatı ehliyet cezaları diğer bir cezaya ilaveten tertip olunmamış ise memnu hakların iadesi ancak hüküm kesinleştiği tarihten itibaren beş sene sonra talep edilebiliyordu.

Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'nun sisteminde; gerek Türk Ceza Kanunu'ndan gerekse özel bir yasadan meydana gelsin, “kamu hizmetlerinden yasaklanma”, “memuriyetten mahrumiyet”, “seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma”, “yasal kısıtlılık altında bulundurma”, “babalık ve kocalık haklarından mahrumiyet”, “meslek ve sanatın tatili”, “iş yerinin kapatılması” ve benzerleri, ister bir mahkumiyet neticesi ve isterse ceza biçiminde hükmedilen bir nev'i ehliyetsizliklerin, yasaklanmış (memnu) hakların geri verilmesi yolu ile ortadan kaldırılmasına yasal engel bulunmuyordu. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sisteminde ise; hak yoksunlukları kural olarak cezanın infazı ile sona erdiğinden memnu hakların iadesi söz konusu değildir.

Hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilen şahıs, toplumda belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Ancak, bu yoksunluk kural olarak mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürecektir. Cezanın yerine getirilmesi şahsın işlediği suçtan ötürü etkin pişmanlık hissetmesini, yeniden topluma kazanılmasını gerektirdiğine göre; cezasını çekmiş olan şahıs artık toplumla barışmış, suç işlemekle kaybettiği toplumsal güveni geri kazanmış demektir. Bu itibarla yeni değişiklikte, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin neticesi olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğuna yer verilmemiştir. Suç işleyen kişiye karşı toplumun güveni sarsılmaktadır. Bu sebeple suçlu kişi özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan belli hakların kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır.

53. madde metninde, işlediği suç dolayısıyla kişinin hangi hakları kullanmaktan yoksun bırakılacağı belirlenmiştir. Ancak, bu hak yoksunluğu süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı şahsın etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması gerekmiştir.

Bu sebeple, madde metninde söz konusu hak yoksunluklarının mahkum olunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam etmesi öngörülmüştür.

Bu sistemde süresiz bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesinden artık söz edilemeyecektir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, kısa süreli hapis cezası “bir yıla kadar hapis cezası kısa sürelidir” ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında mahkum oldukları cezaya bağlı herhangi bir hak yoksunluğunun doğmadığı hüküm altına alınmıştır.

Maddenin beşinci fıkrasında, belli bir hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen kasıtlı suçlar dolayısıyla mahkumiyet halinde, mahkum olunan cezanın infazından sonra da etkili olmak üzere bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına ayrıca hükmedilmesi öngörülmüştür. Bu durumda mahkemenin belli bir hak ve yetkiyle ilgili olarak vereceği yasaklama kararı bir güvenlik tedbiri niteliği taşımaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun özel kanunlarla ilişki başlığını taşıyan beşinci maddesine göre “Bu kanunun genel hükümleri özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.”

Türk Ceza Kanunu'nun birinci kitabını oluşturan ilk 75 maddesi genel hükümleri ihtiva etmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 5252 Sayılı Kanun'un geçici birinci maddesine göre “Diğer kanunların 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun birinci kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanır.” 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile yaptırım sisteminde önemli değişiklikler yapılmıştır.

Asli ceza ve fer'i “ek” ceza ayrımı kaldırılmıştır. Suç olgusu dolayısıyla uygulanabilen yaptırımlar, ceza ve güvenlik tedbiri olarak belirlenmiştir. Suçlar arasındaki cürüm ve kabahat ayrımı terk edildiği için ağır hapis, hapis ve hafif hapis ayırımı da kaldırılmıştır. Temel ceza olarak hapis cezası benimsenmiştir. Hapis cezası, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis cezası olmak üzere üçe ayrılmıştır. Bu ayrımda hapis cezasının infaz sureti esas alınmıştır. Bu cezaların ne surette infaz edileceğinin İnfaz Kanunu'nda düzenlenmesi öngörülmüştür. Cürüm ve kabahat ayrımının kaldırılması para cezası bakımından da ağır para cezası ve hafif para cezası ayrımının terk edilmesi sonucunu doğurmuştur. Bir suç karşılığında öngörülen ve mahkeme tarafından hükmedilen para cezası ile idari yaptırım olarak uygulanan para cezası arasındaki kavram karışıklığını önlemek için ceza hukuku yaptırımı niteliğindeki para cezasının adı, adli para cezası olarak belirlenmiştir. Adli para cezası bakımından gün para cezası sistemi benimsenmiştir. Adli para cezası, kural olarak hapis cezasına seçenek yaptırım şeklinde kabul edilmiştir.

 Adli para cezası beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.

 





TESKOMB©2004