TESKOMB DERGİ

T E S K O M B   D E R G İ

MART
2007
 
    TESKOMB ANASAYFA   |   DERGİ ANASAYFA  |   İLETİŞİM   |    ARŞİV 
içindekiler
Editörden
Başyazı
** TOPLANTI "TESKOMB Esnafın Sanayici Olma Yolunu Açıyor"
** TOPLANTI " Akgül: Halkbankasında Pay talebimiz Olacak
** HABER "Esnaf Borçlarını Yeniden Yapılandırıyor"
** MAKALE " Zülfikar Doğan : Uzun Vadeli ve ipotekli konutla ekonomi canlanacak
** GENEL KURUL " BURSA Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " İZMİR Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** MAKALE "Veli Özdemir : Köşk secimi ve Türkiye'nin yol haritası
** GENEL KURUL " KAYSERİ Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " VAN Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " AYDIN - MUĞLA Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " TRAKYA ve MARMARA Esnaf ve SanatkarlarKredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** MAKALE " Cengiz Ergen : Cumhurbaşkanlarımız ve Cumhurbaşkanlığı Forsu
** GENEL KURUL " HATAY Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " GAZİANTEP Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " MALATYA Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " MANİSA Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " GÜNEY Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " BALIKESİR Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " ŞANLIURFA Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " ADIYAMAN Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** GENEL KURUL " BOLU Esnaf ve SanatkarlarKredi Kefalet Kooperatifler Birliği"
** MAKALE " Adnan Akgünel : Önceleri *girelim* diyorduk
** MAKALE " Metin Özkan : Nostradamus şimdi yaşasaydı
** NOSTALJİ " Gülsemin Şahin : Gazilerimiz ve Değerlerimiz
** MAKALE " Salih Çetinkaya : Çanakkale Zaferi
** ESNAF HİKAYELERİ " Fehmi Çalmuk : Yılların Ahşap Oymacısıydı. Sakatlanınca...
** BASINDA TESKOMB
** MAKALE " Nuray Başar : Türkiye'de kadın olmak

MAKALE



Çanakkale Zaferi

 
Salih Çetinkaya
Genel Başkan Danışmanı

Trablusgarp ve Bingazi'yi “Uşi” anlaşması sonucu 18 Ekim 1912 tarihinde İtalya'ya vermek zorunda kalan Osmanlı Devleti, ardından girdiği Balkan Savaşı yenilgisi ile Trakya'nın küçük bir bölümü hariç Avrupa'da sahip olduğu imparatorluk topraklarını da kaybetti. Devamlı alınan dış borçlar nedeniyle ekonomisi sıkıntıya giren, insan kaynakları üç kıtada sürdürdüğü savaşlarda tükenen, çağın teknolojik gelişmelerinden yoksun Osmanlı Devleti, 28 Ekim 1914'de son bir umutla Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya'dan oluşan üçlü İttifak'ın yanında Birinci Dünya Savaşı'na girdi. Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesi sonucu; Doğu Cephesinde Almanya'ya karşı savaşan Çarlık Rusya'sının müttefikleri ile olan irtibatı kesildi. İhtiyaç duyduğu desteğin gönderilememesi durumunda Çarlık Rusya'sının yıkılacağı, bu cephede savaşan Alman kuvvetlerinin serbest kalıp batıya yönelerek savaşın uzayacağı endişesine kapılan İtilaf Devletleri, 28 Ocak 1915'de Çanakkale Boğazı'nın ordunun yardımı olmaksızın donanma ile geçilmesine karar verdi. Alınan karar doğrultusunda; 16 zırhlı, 4 kruvazör, 14 muhrip, 1 uçak gemisi, 6 denizaltı, 21 mayın tarama gemisi, 30'dan fazla imha botu, 1 muhrip ana gemisi, 1 gambot ve yardımcı gemilerden oluşan İtilaf Devletleri donanması, destek birliklerini boğaza yakın adalarda konuşlandırarak Amiral Carden komutasında Çanakkale Boğazı önlerine geldi.

Amiral Carden' in Çanakkale Boğazını geçme planı;

Önce donanmanın boğaza girişini önleyecek Türk Mevzi ve Bataryalarını tahrip, Kilitbahir-Çanakkale arasındaki torpillerin temizlenmesi, Kepez bölgesindeki torpil sahasının temizlenmesi, Boğazın en dar yerindeki (Kilitbahir - Çanakkale) kara tahkimatını  tahrip edip donanmayı Marmara Denizi'ne sokmak, İstanbul Hükümetinin teslim olmayı kabul etmemesi halinde kara birliklerini boğazdan geçirerek İstanbul kıyılarına çıkmak” idi.

Türk'lerin Çanakkale Boğazını savunma planı;

3 bölüm halinde ve derinliğe savunma konseptine göre hazırlanmıştı. Dış savunma hattı olan Ege Denizi giriş bölgesinde 4 tabya ve büyük gemilere tehdit olabilecek 4 top, Karanlık Liman'dan Kepez'e kadar olan her iki kıyıdaki orta savunma hattında 7 tabya, Anadolu ve Rumeli kıyısında ki iç savunma hattında 9 tabya ve 59 ağır top bulunuyordu. Almanya'ya ısmarlanmış olan top ve malzemeler ise; Sırpların demir yolunu kapamaları, Bulgaristan ile Romanya'nın tarafsız kalmaları nedeniyle getirtilemedi.

İtilaf Devletleri Donanması 3 Kasım 1914'te Boğaz da konuşlanmış Türk Kuvvetlerinin imkan ve kabiliyetini denemek maksadıyla bir ön taarruz icra etti. Bu taarruz, Boğazın dış tabyalarına büyük hasar verdirdi. Hasar gören tabyalar kısa sürede onarıldı. İtilaf Devletleri donanmasının planlı taarruz harekatı, 19 şubat 1915'de başladı ve Boğaz girişini savunan tabyalara büyük hasar verdirdi. Bu durumdan faydalanmak isteyen Amiral Carden, planının ikinci safhasını uygulamak üzere 25 şubat'ta Golyat, Queen Elzabeth, Agamemnon, Lord Nelson, Triump gibi zırhlılarla birlikte çok sayıda geminin katılması ile, Atina ve müttefiklerinin antik çağda Truva'ya saldırdıkları tarzda yeni bir taarruz başlattı. Agemmemnon zırhlısı, Türk Tabyalarından atılan bir top mermisi ile yaralanmasına rağmen İttilaf Devletleri Donanması Boğaz'da tutunmayı başardı. Sıra Amiral Carden planının üçüncü safha uygulamasına gelmişti ki Amiral hastalığı neden gösterilerek 16 Mart 1915 de görevden alındı ve yerine yardımcısı Amiral De Robeck atandı. şimdi Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı, Amiral De Robeck' in denizcilik bilgi ve zekasını sınayacaktır.

17 Mart tarihine kadar her iki taraf mayın dökme ve mayın arama-tarama faaliyetlerine öncelik verdi. Çanakkale Deniz Muharebelerinin kaderini değiştirecek mayın dökme harekatı da bu safhada ve Nusret mayın gemisi tarafından 8 Mart gecesi Erenköy Koyu'na paralel olacak şekilde Karanlık Liman'a yapıldı. 17 Mart gecesi saat 22:00'den,  18 Mart sabahı saat 02:00'ye  kadar  mayın temizleyen düşman, Nusret mayın gemisinin 8 Mart gecesi döktüğü mayınları bulamadı ve bölgenin temiz olduğunu donanmaya rapor etti.

18 Mart günü, saat 10:05'de mayın arama gemileri ile birlikte 2 kruvazör, boğazdan içeri girdi. Saat 10:30'da Amiral De Robeck de birinci grup gemilerle Boğaza girdi ve saat 11:15'de Triumph savaş gemisinin top atışıyla başlayan, gruptaki diğer zırhlıların da katılması ile Boğaz tahkimatları yoğun ateş altına alındı. Her şey Amiral De Robekc'in planı doğrultusunda giderken amiral 2'nci grubun ileri geçmesi için emir verdi. Fransız amiral komutasında ileri geçen 2'nci grup; merkez tahkimatındaki Türk topçularının atış menziline girdi ve topçuların isabetli atışları sonucu Bouvet, Gaulois, Charlemagne ve Suffren zırhlıları yara aldı. Saat 14:00 sıralarında mermi eksikliği ve tahkimatlarda meydana gelen hasarlar nedeniyle Türk tarafının topçu atışlarını azaltmasını zafiyet olarak değerlendiren Amiral De Robeck, hayatının en büyük hatasını yaparak 3'üncü gruba; planlanandan 1.5 saat önce mayın arama gemileriyle birlikte 2'nci grubun yerine geçmesi için emir verdi. Fransız gemilerinin yerine geçmek için harekete geçen İngiliz gemileri ile bölgede bulunan gemilerin yaptıkları manevralar, Boğazın en geniş yeri olan Karanlık Liman önlerindeki deniz trafiğini karıştırdı.  Ortaya çıkan bu kargaşa sırasında Nusret mayın gemisinin döktüğü ve 17-18 Mart gecesi temizlenemeyen mayınlara gemilerin çarpmaya başlaması İtilaf donanmasının içine düştüğü felaketin başlangıcı oldu. Saat 14:00'de Fransız Bouvet zırhlısı mayına çarparak üç dakika içinde 604 mürettebatı ile boğazın derin sularına gömüldü. Saat 16:00 civarında İngiliz İnflexıble zırhlısı mayına çarparak ağır yara aldı. Çok geçmeden İngiliz İrresistible zırhlısı da mayına çarptı ve hareketsiz kaldı topçu ateşi ile batırıldı. Gaulois, Charlemagne, Sufren zıhlıları savaşamayacak büyüklükte yara aldı ve savaş dışı kaldılar.

Savaş koşullarının aleyhine döndüğünü değerlendiren Amiral De Robeck, daha fazla kayıp vereceği endişesiyle donanmaya Boğazı terk etme emri verdi. Bu sırada  İngiliz Ocean zırhlısı da mayına çarparak hareketsiz kaldı ve Türk topçuları tarafından batırıldı. 1915 yılının 15 Mart Perşembe günü akşama doğru itilaf devletleri; 3 zırhlı, 2 muhrip 7 mayın tarama gemisi ve 900 personel kaybetti. Beklenmeyen bu yenilgi karşısında Churchill “Bugün dünya denizlerinde görev yapmakta olan beş bini aşkın savaş gemilerinden hiçbiri Nusret ve onun döktüğü mayınlar kadar harbin gidişine ve düşmanın geleceğine etkili olacak bir başarı gösterememiştir” dedi.

Sonuçta; İtilaf Devletlerinin yenilmez armadası zorla geçmek istediği Çanakkale Boğazından güçlükle ve onuru kırılmış olarak ayrıldı. Savaş sonrası Churhill “Ordunun yardımı olmaksızın filonun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım, fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum” itirafında bulundu.

 

Kara Savaşları

Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileri ile geçemeyeceklerini anlayan İtilaf Devletleri kara harekatı yapmaya karar verdi. Düşman hazırlıklarından haberdar olan Türk tarafı da yeniden tertiplenirken, İtilaf Devletlerinin hangi bölgeye çıkarma yapacağı konusunda farklı görüşler belirdi. General Von Sanders çıkarmanın Bolayır ve Anadolu yakasına; Mustafa Kemal, Seddülbahir ve Kabatepe bölgesine yapılacağı görüşünü savundu ise de Von Sanders'in görüşü kabul edildi. Türk Kuvvetleri ağırlıklı olarak anılan bölgede tertiplendi. Düşman çıkarması, 25 Nisan 1915 sabahı Mustafa Kemal'in önerdiği bölgeye yöneldi. Zayıf kuvvetlerce savunulan bölgede Mustafa Kemal, cephanesi bitip geriye çekilen askerlerin önüne geçerek “Ben sizlere taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir” dediği unutulmayacak konuşmasını yaparak, askerlerin sipere girmesini sağladı. Bu durum karşısında düşman askerleri de yere yattığından ilerlemesi durduruldu ve tarihin gördüğü en kanlı siper muharebeleri başladı. Mustafa Kemal siper muharebelerini şu şekilde anlatır. “Karşılıklı siperler        arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak, birinci siperdekilerin hiçbiri kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerini alıyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, 3 dakikaya kadar öleceğini biliyor ama en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okuma bilenler Kuran-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler kelimeyi şahadet çekerek yürüyorlar. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrike değer bir örnektir. Emin olunuz ki Çanakkale Savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur.”

Köyden, şehirden, memleketin her köşesinden çocuk yaştaki gençler, öğrenciler, torun sahibi dedeler, analar, nineler son       kalan vatan topağı için savaştı. Kumkale, Bolayır, Seddülbahir, Arıburnu, Kabatepe, Çonkbayırı, Anafartalar'da büyük başarılar kazandı. Çanakkale Boğazı'nın geçilemeyeceğini anlayan düşman da; 19-20 Aralıkta Anafarta'lar ve Arıburnu'nu, 8-9 Ocak'ta Seddülbahir'i boşaltarak 1915 yılının ilk baharında ayak bastığı Anadolu toprağını 1916 yılı kışında yaklaşık 250.000 yitik vererek terk etti.

Savaşa katılan asker ve komuta heyetimizin yaklaşık dörtte üçü şehit oldu, yaralandı veya kayboldu. Çanakkale'de savaşan Mehmetçik'in gösterdiği kahramanlıklar ile ilgili çok şeyler anlatılmakta ve yazılmaktadır; yazılanların en anlamlılarından biri Melburn müzesinde 57'nci piyade, alayı sancağının altındaki kaidede bulun destansı metindir. “Bu Alay Sancağı Gelibolu'daki savaş alanından getirilmiştir. Ama esir edilememiştir. Çünkü Türk Ordusunun milli geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak sonuncu askerin öldüğü yerdeki bir ağacın dalında asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık göstergesi olarak karşınızda duran Türk Alay Sancağını selamlamadan geçmeyin.”

Türk ve dünya tarihinin en önemli olaylarından biri olan Çanakkale Savaşlarında İtilaf Devletleri savaş potansiyellerinin hatırı sayılır bir bölümünü Çanakkale'de kullanmalarına rağmen Türk askerinin savaş azim ve iradesini kıramadı ve büyük         kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. İtilaf Devletleriyle Rusya'nın boğazlar yolu ile irtibatı sağlanamadı, müttefiklerinden yardım alamayan Çarlık Rusya'sı Bolşevik ihtilali sonucu yıkılarak savaştan çekildi ve Birinci Dünya Savaşı'nın iki yıl uzamasına neden oldu. İngiliz ve Fransızların sömürgeleri üzerindeki itibarları sarsıldı, esir ülkelerde bağımsızlık düşünceleri yeşerdi. Balkan Savaşı yenilgisinin Türk ordusu ve ülke üzerindeki moral bozukluğu kazanılan zafer ile silindi. 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı. Türkler ve dünya, Anadolu ihtilalini başlatacak ve genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasında liderlik yapacak Mustafa Kemal'i tanıdı.

Çanakkale Savaşlarının 92'nci yılını anmakta olduğumuz bu günlerde Avustralya, Yeni Zelanda ve dünyanın bir çok yerinde anma törenleri düzenlenmekte, savaştan alınan dersler değerlendirilmekte ve savaşanlar saygı ile anılmaktadır. Bu törenlerin en anlamlılarından biri Amerika Birleşik Devletleri Washington Ulusal Kadetrali'nde ve her yıl 25 Nisan'da Yeni Zelanda ve Avustralya Askeri Ateşe'leri tarafında düzenlenen anma törenidir. Türk Silahlı Kuvvetler Ateşesi olarak görev yaptığım 1995-1997 yıllarında iki defa katıldığım törenin, katılanları en fazla duygulandıran anı; Atatürk'ün İçişleri Bakanı şükrü Kaya'ya yazdırdığı ve 25 Nisan 1934 tarihinde Gelibolu'da okunan “Anzak” Askerlerine yönelik mesajının konuşma metinlerinde yer alması olmuştur:

 “Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın topraklarındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçikle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizin bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Başta Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanı ve bayrağı için şehit düşenleri rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.




TESKOMB©2004